Venöz tromboz denilen damar tıkanıklığı

Doğum kontrol hapları (Oral kontraseptif, OKS) damar tıkanıklığı yapar mı? konusu özellikle son günlerde medyada yoğun olarak tartışılan bir konu olmasına rağmen aslında eskiden bu yana bilinen bir bilgidir bu, yeni bir gelişme değil. Doğum kontrol hapları damar tıkanıklığı riskini arttırır, ancak önemli olan ne kadar arttırır? hangi hastalarda arttırır? hangi hastalarda bu nedenle kullanılması sakıncalıdır? gibi sorulardır…

Venöz tromboemboli: Toplar damarlarda tıkanıklık olmasıdır.
Arteriel tromboemboli: Atar damarlarda, kalp ve beyin damarlarında tıkanıklık olmasıdır. Örneğin: inme (serebrovasküler olay), myokard enfarktüsü.

Doğum kontrol hapı kullananlarda venöz tromboemboli ve arteriel tromboemboli riski artmaktadır. Venöz tromboemboli daha sık görülmektedir. Arteryel tromboemboli risk artışı daha çok yüksek doz östrojen içeren hap kullanan, ileri yaşta, sigara içen, hieprtansif hastalarda olmaktadır.

Venöz tromboz denilen damar tıkanıklığı vücutta toplar damarlarda olan pıhtılaşma sonucu oluşan tıkanıklıklardır, özellikle bacaklardaki toplar damarlarda olur bu (DVT, derin ven trombozu). Buradaki pıhtılardan kopan parçalar kalbe ve beyine giderek (inme) oralardaki damarlarda da tıkanmaya neden olabilir. Doğum kontrol hapları kullanmak venöz tromboz riskini arttırır. Peki ne kadar arttırır? Kimlerde daha çok arttırır? Bu konuda en önemli risk faktörü sigara! Sigara kullananlarda doğum kontrol haplarına bağlı damar tıkanıklığı gelişme riski daha yüksektir. Bu nedenle özellikle 35 yaşından büyük sigara kullanan bayanlara başka hiçbir sorunu olmasa bile doğum kontrol hapı önerilmez.
Doğum kontrol haplarındaki damar tıkanıklığı riski östrojen içeren diğer hormon ilaçlarında da görülmektedir.

Kimler daha riskli?
Özetle yaşı genç de olsa sigara içmese de doğum kontrol hapları her kadında damar tıkanıklığı riskini arttırır. Ancak bu küçük bir risk artışıdır. Bu risk 35 yaşından büyük, şişman ve sigara kullanan kadınlarda daha fazla artmaktadır.

Eskiden yaygın kullanılan küret aletleri

Doğum kontrol hapları (Oral kontraseptif, OKS) damar tıkanıklığı yapar mı? konusu özellikle son günlerde medyada yoğun olarak tartışılan bir konu olmasına rağmen aslında eskiden bu yana bilinen bir bilgidir bu, yeni bir gelişme değil. Doğum kontrol hapları damar tıkanıklığı riskini arttırır, ancak önemli olan ne kadar arttırır? hangi hastalarda arttırır? hangi hastalarda bu nedenle kullanılması sakıncalıdır? gibi sorulardır…

Venöz tromboemboli: Toplar damarlarda tıkanıklık olmasıdır.
Arteriel tromboemboli: Atar damarlarda, kalp ve beyin damarlarında tıkanıklık olmasıdır. Örneğin: inme (serebrovasküler olay), myokard enfarktüsü.

Doğum kontrol hapı kullananlarda venöz tromboemboli ve arteriel tromboemboli riski artmaktadır. Venöz tromboemboli daha sık görülmektedir. Arteryel tromboemboli risk artışı daha çok yüksek doz östrojen içeren hap kullanan, ileri yaşta, sigara içen, hieprtansif hastalarda olmaktadır.

Venöz tromboz denilen damar tıkanıklığı vücutta toplar damarlarda olan pıhtılaşma sonucu oluşan tıkanıklıklardır, özellikle bacaklardaki toplar damarlarda olur bu (DVT, derin ven trombozu). Buradaki pıhtılardan kopan parçalar kalbe ve beyine giderek (inme) oralardaki damarlarda da tıkanmaya neden olabilir. Doğum kontrol hapları kullanmak venöz tromboz riskini arttırır. Peki ne kadar arttırır? Kimlerde daha çok arttırır? Bu konuda en önemli risk faktörü sigara! Sigara kullananlarda doğum kontrol haplarına bağlı damar tıkanıklığı gelişme riski daha yüksektir. Bu nedenle özellikle 35 yaşından büyük sigara kullanan bayanlara başka hiçbir sorunu olmasa bile doğum kontrol hapı önerilmez.
Doğum kontrol haplarındaki damar tıkanıklığı riski östrojen içeren diğer hormon ilaçlarında da görülmektedir.

Kimler daha riskli?
Özetle yaşı genç de olsa sigara içmese de doğum kontrol hapları her kadında damar tıkanıklığı riskini arttırır. Ancak bu küçük bir risk artışıdır. Bu risk 35 yaşından büyük, şişman ve sigara kullanan kadınlarda daha fazla artmaktadır.

Konizasyon işlemi sonrası bazen lezyon sınırlarında

KÜRTAJ (GEBELİK ALINMASI, SONLANDIRILMASI)
Kürtaj veya küretaj (halk arasında gebelik aldırma, bebek aldırma, kürtaş gibi isimler verilir) rahim içerisindeki gebeliğin çeşitli yöntemlerle alınması işlemidir. Kürtaj sadece istemli gebelik alınması için yapılmaz, düşükten sonra içeride kalan gebelik parçalarını almak için veya ölü gebelikleri, boş gebelik gibi durumları almak için de yapılır. Dış gebelik kürtaj ile alınamaz, ameliyat veya ilaç tedavisi gerekir. Aslında kürtaj sadece gebeliğin alınması için değil gebe olmayan hastalarda rahim içerisinden alınan materyaller için de kullanılan bir terimdir. D/C veya D&C şeklinde kısaltılabilir. Bu harfler Dilatasyon küretaj’ın kısaltmasıdır. Dilatasyon rahim ağzının genişletilmesi anlamında kullanılır. Rahim ağzının genişletilmesi rahim içerisine küretajı yapmak için gerekli aletleri (küret veya aspiratör, kanül) sokabilmek için gereklidir. Bu genişletme işlemi için ince çubuk şeklinde kalınlıkları giderek artan metal bujiler kullanılır. Çoğunlukla bu genişletme işlemi gerekmeden direkt ince plastik kanül rahim ağzından içeri geçirilerek kürtaj işlemi yapılabilir.

Kürtaj ne zamana kadar yapılabilir? Yasal süre nedir?
İstemli küretaj yani istemli olarak gebeliğin aldırılması, sonlandırılması ülkemizde yasal olaral 10 haftalık gebeliklere kadar mümkündür. Burada hamilelik haftası hesaplanırken son adetin başladığı tarihten itibaren hesaplanır ve ultrason ile teyid edilir.
Gebelik haftanızı hesaplayın >>

Vakum Enjektör

Kimler kürtaj yaptırabilir?
18 yaşından büyük ve evli olan bayanlar eşlerinin imzası ile onay alınarak kürtaj olabilirler. 18 yaşından büyük ve bekar olan bayanlar ise sadece kendi rızaları ile kürtaj olabilirler. 18 yaşından küçük olanların evli veya bekar olsalar da anne-babalarının onayı gerekir. 15 yaşından küçükler ailelerinin izni dahi olsa kürtaj olamazlar, öncelikle durumun adli mercilere bildirilmesi gerekir. 10 haftadan büyük gebeliği olanlar onay verseler dahi yasal olmadığı için ülkemizde kürtaj işlemleri yapılamaz. 10 haftadan büyük gebeliklerde ancak bebekte ciddi bir doğumsal özür varlığında veya anne hayatını tehlikeye sokacak ciddi bir hastalık varlığında kurul kararı ile gebelik sonlandırılabilir.

Mesanenin, bağırsağın ya da üreterin

KONİZASYON (KONİ BİYOPSİ)
Rahim ağzının ortasından koni biçiminde parça çıkarılması işlemine servikal konizasyon (soğuk konizasyon) veya koni biyopsi adı verilir. Bu işlem yapılırken kullanılan yönteme göre farklı isimler alır. Bistüri ile yapılırsa soğuk konizasyon, lazer ile yapılırsa lazer konizasyon, elektrik ile çalışan halka şeklinde bir aletle yapılırsa LEEP (LLETZ, loop electrosurgical excision procedure) adı verilir.

Konizasyon ameliyathane şartlarında lokal veya genel anestezi ile yapılabilinir. Anestezi uygulanmadan yapılması imkansızdır.

Konizasyon işleminden sonra bir hafta kadar az miktarda vajinal kanama devam edebilir. Akıntı ve lekelenme daha uzun süre devam edebilir. Bu dönemde tampon kullanılmamalı, hijyenik pedler kullanılabilir. 1 ay cinsel ilişkide bulunmamalı ve vajinal duş yapılmamalıdır.

Konizasyon hangi durumlarda yapılır?
– Smear testinde rastlanılan bazı anormallikler
– CIN 2 ve CIN 3 gibi durumların tedavisinde
– Smear, kolposkopi ya da biyopsi sonucunda kanser şüphesi olan durumlarda

Konizasyon ile çıkarılan parça patolojik incelemeye gönderilir ve patoloji sonucuna göre tedaviye nasıl devam edileceğine karar verilir.

Komplikasyonlar:
– Kanama
– Enfeksiyon
– Servikal stenoz (Rahim ağzında darlık)
– Servikal yetmezlik
– Servikal distosi (zor doğum)